Bundan böyle "hakarete uğradım", "incindim" diye öyle mahkeme kapılarında dolanmak yok artık. Edilen lafı beğenmezseniz, "Bana bak" diyeceksiniz, "agresifim kompleksliyim. Müdür falan dinlemem, adamın ümüğünü sıkarım; kaniş, uyanık geçinen aptal..."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulumuz gene muhteşem bir kararın altına imza atarak "kuyruk sallayan kaniş", "uyanık geçinen şapşal", "salak" ve "tescilli hain", "zavallılar", "kalleş" sözlerinin "düşünce açıklaması niteliğinde" olduğuna dair bir içtihat daha ortaya koymuş.
Davacılar Prof. Baskın Oran ve Prof. İbrahim Kaboğlu, davalı Tercüman yazarı Servet Kabaklı.
"Uyanık geçinen" -artık kapı gibi Yargıtay içtihadımız var bu "düşünce açıklamamız" için- Kabaklı, Oran ve Kaboğlu'nun 2005'te Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu için hazırladıkları, "Azınlık Raporu"nu, Tercüman'daki köşesinde, elbette yüce yargıtayımızın eşsiz ifade özgürlüğü yorumunu da öngörerek bu sözlerle eleştirmişti.
İki hoca, belli ki, Yargıtayımızın liberal yorum kapasitesinden ve eleştiri mesleğine değer biçerken her şeyden önce "lumpenlik" çarpan etkisini hesaba kattığından bihaber oldukları için hemen mahkemeye koşmuşlardı. Ama ne oldu? Yargıtayımız, kendilerini "dokunulmaz" sanan bu iki "monşer"e boylarının ölçüsünü gösterdi: "Eleştiri özgürlüğü diye bir şey var" dedi. " 'Kuyruk sallayan kaniş', 'uyanık geçinen şapşal', 'salak', 'kalleş' gibi düşüncelere saygı gösterecek ve sizi eleştirenleri ikide bir mahkemelere gammazlamayacaksınız!"
Bu tutarlılığa şapka çıkarılır! Yargıtay Hukuk Genel Kurulumuz ifade özgürlüğünü sınırsızlaştıran çizgisini hiç bozmadan sürdürüyor.
Aynı kurul, geçen yıl da, bir zamanlar Hürriyet köşe yazarı olan Emin Çölaşan'ın Nadire Mater'e yönelttiği şu lafları "incitici olmakla beraber tenkit boyutlarında" bulmuştu: "Namussuz ve onursuz", "medyada çöreklenmiş hain takımı" vb. vb... Nadire Hanım da, bu iki hoca gibi hemen mahkemeye koştu ama nafile? Ankara'yı "demokrasi beşiği" kılmak, ifade özgürlüğü standartlarını yükseltmek için büyük bir azimle çaba gösteren Hukuk Genel Kurulumuz, ona da dersini vermişti: "İncindin mi Nadire Hanım? Eh napalım o kadar olacak!"
Şimdi anlıyorsunuz değil mi neden bu memlekette "Recep İvedik"in gişe rekorları kırdığını. Recep İvedik zihniyeti, yalnızca toplumsal kültürün değil, adaletin de ortak bölenidir artık. Ya kaçıp gideceksiniz, yada yüce Yargıtayımız'ın küresel hukuk normları arasına kattığı "Recep İvedik Kriterleri"ne uyacaksınız. Bundan böyle "hakarete uğradım", "incindim" diye öyle mahkeme kapılarında dolanmak yok artık. Edilen lafı beğenmezsiniz , "Bana bak" diyeceksiniz, "agresifim kompleksliyim. Müdür falan dinlemem, adamın ümüğünü sıkarım; kaniş, uyanık geçinen şapşal, salak, kalleş, onursuz...."
Adalet yerini bulacak! (AH)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN