bianet'in "Medya Kitaplığı" kısa bir aradan sonra yeniden yayında. Bahar Şimşek, Sevilay Çelenk'in bıraktığı yerden iletişim alanındaki yeni yayınları, tanıtım metinlerinden yola çıkarak meraklısının ilgisine sunmaya devam ediyor. İyi okumalar...
Film, Biçim ve Kültür
Robert P. Kolker (Çev. Fuat Ertınaz, Ali Güney, Zeynep Özen, vd)
Yayınevi: De Ki, Tarihi: Nisan 2011
Yalnızlık Sineması (Öteki, 1999) ve Değişen Bakış (De Ki, 2010) kitaplarıyla tanıdığımız Robert P. Kolker, Film, Biçim ve Kültür ile bir kez daha, kapsamlı bir araştırmayla karşımıza çıkıyor. İmgenin gücü odağında geliştirilen Değişen Bakış'tan sonra bu yeni metin, "Görüntü ve Gerçeklik", "Biçimsel Yapılar: Filmler Öykülerini Nasıl Anlatırlar", "Blokları Oluşturmak I: Çekim", "Blokları Oluşturmak II: Kurgu", "Sinemanın Öykü Anlatıcıları I: Yaratıcılık Olarak İşbirliği, Yaratıcı Ekip", "Sinemanın Öykü Anlatıcıları II: Yönetmen ve Avrupalı Kökenler", "Kültürel Pratik Olarak Film: Kültür Alanında Sinema, Metin Olarak Kültür", "Sinemanın Anlattığı Öyküler I: Temel Anlatılar ve Baskın Kurmacalar", "Sinemanın Anlattığı Türler II" başlıklarıyla hayli geniş bir perspektif sunmakta.
Filmde Yöntem ve Eleştiri
Ertan Yılmaz (Der. & Çev.)
Yayınevi: De Ki, Tarihi: Nisan 2011
Ali Karadoğan editörlüğünde şekillenen sinema dizisinde yayımladığı temel metinlerle alana ciddi bir katkı sunan De Ki yayıncılığın Nisan ayında bastığı iki kitaptan birisi olan Film Yöntem ve Eleştiri, Ertan Yılmaz'ın Griffith'ten Eisenstein'a, Bazin'den Bodrwell'e, Elsaesser'den Nowell-Smith'e, Cahiers du Cinema'dan Peter Wollen'a film teorisyenlerinin metinlerinden derlediği kapsamlı bir çalışma. Beş ana başlık altında şekillendirilen bölümler (Sinema Kuramları, Tür Eleştirisi, Biçimsel Eleştiri, Mizansen Eleştirisi, Yapısalcı Eleştiri) sinema tarihinin kilometre taşı olan tartışmaları sunarken, dünden bugüne yaşanan değişimin gözlemlenebileceği tarihsel bir perspektif de sunmakta..
Benden Önce Bir Başkası
Nurdan Gürbilek
Yayınevi: Metis Tarihi: Mart 2011
Bugüne kadar yayınlanmış eserleri ile metinlerarası okumayla ilgilenen pek çok araştırmacının çalışmalarına ışık tutmuş Nurdan Gürbilek, Türk edebiyatı üzerine yazılarını yeni bir yöntemle sürdürüyor. Türk edebiyatı üzerindeki gölgeyle başlayan yolculuğu (Yer Değiştiren Gölge), edebiyata yön veren endişenin (Kör Ayna Kayıp Şarkı) izinde, edebiyatın dışlanmışlıkla kesiştiği alana (Mağdurun Dili) varmıştı. Şimdi ise Türk edebiyatının kilometre taşı olan metinleri başka metinler ışığında okuyor Gürbilek. Gürbilek'in yönteminin ve analizlerinin kapsayıcılığı, metinlerini yalnızca edebiyat incelemeleri olmanın ötesine taşımakta. Bu anlamda, kültürel çalışmalar şemsiyesi altında başvurulabilecek güçlü bir metinle daha karşı karşıya olduğumuz açık.
sinecine 3
Kolektif
Yayınevi: Dipnot Tarihi: Mart 2011
Yayın hayatına geçtiğimiz sene Mart ayınca başlayan hakemli sinema dergisi sinecine, 3. sayısı ile okuyucularıyla buluştu. Türkçe/İngilizce yayınlanan derginin bu sayısında Yeni Türk sinemasında karşımıza sıkça çıkmaya başlayan balık imgesini, Türkiye sinemasında transeksüel ve travesti kurgusuna dair mekânsal tercihleri, Semih Kaplanoğlu'nun Yusuf üçlemesinden tanıdığımız kadınların temsilini problematize eden makalelerin yanı sıra; postmodern film kavramsallaştırmasına dair eleştirel bir metin ve Thomas Elsaesser'in "Akıl Oyunları" makalesi yer alıyor. Film çalışmaları üzerine akademik çalışma yürütmek isteyenlerin çalışmalarında başvurabilecekleri kapsamlı araştırmalar, sinemaseverler için de renkli bir okuma imkânı sunmakta.
Blogdan Al Haberi: Demokrasi ve Gazeteciliğin Geleceği Üzerine
Zeynep Atikkan & Aslı Tunç
Yayınevi: YKY Tarihi: Mart 2011
Yazılı basın organları ile internet haberciliği arasındaki ilişkinin doğasına dair tartışmalar süregiderken, dünya gündemini sarsan Tahrir Meydanı, on yıllık bir tarihi olan blogların nüfuzunu bir kez daha gözler önüne serdi. Wikileaks ile beraber rüştünü ispatlayan dönüşüme dair bir araştırma yürüten Zeynep Atikkan ve Aslı Tunç, öngörülmez bir hızda gelişen "siber devrim"in dışında kalmanın bedelinin yaşam alanlarının sınırlanmasıyla açıklıyor. ABD'den Mısır'a, Türkiye'den Endonezya'ya varıncaya değin, dünyanın en ünlü blogcularıyla ve dijital medya uzmanlarıyla söyleşiler yapan Atikkan ve Tunç, bu yeni medya sistemini anlamaya yönelik analizleriyle kuramsal araştırma yapmak isteyenlerin yanı sıra blog takipçileri için de kapsamlı bir çerçeve sunmakta
Neden Psikanaliz: Üç Müdahale
Alenka Zupancic (Çev. Barış Engin Aksoy)
Yayınevi: Metis, Tarihi: Şubat 2011
Son yıllarda kültürel çalışmalar ekseninde pek çok çalışmada karşımıza çıkan psikanaliz eleştirisine dair öncü bir metin olan Neden Psikanaliz'i anlatmak için tanıtım bülteninin duru ve açık izahına başvurmak yeterli olacaktır: "...psikanaliz asıl gücünü ve verimini başka 'disiplinler' veya alanlarla kurduğu diyaloğa borçludur. Psikanaliz asla bireyler ve onların mahrem sayılabilecek sorunlarıyla ilgili değildir: Tedavi etmek amacıyla bireyi topluma uyumlu kılmayı, 'burjuva rüyasının garantörü' olmayı reddeden temel bir psikanaliz damarı vardır. Neden Psikanaliz'in ontoloji, pratik felsefe ve estetik alanlarına yaptığı 'üç müdahale' işte bu damarı berraklaştırmayı amaçlıyor".
Şehre Göçen Eşek: Popüler Kültür, Mizah ve Tarih
Levent Cantek
Yayınevi: İletişim Tarihi: Şubat 2011
Türkiye'de mizah dergileri ve yayıncılığının tarihi ve gelişimi üzerine çalışmalarıyla tanıdığımız Levent Cantek, Türkiye'de Çizgi Roman (1996/2002), Markopaşa, Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi (2001), Karaoğlan, Erotik ve Milliyetçi Bir İkon (2003), Çizgili Hayat Kılavuzu (der., 2002/2004), Çizgili Kenar Notları (der., 2007), Cumhuriyetin Büluğ Çağı (2008) adlı çalışmalarının ardından "popüler kültürün erken çağına, kültür endüstrisinin palazlanmasından önceki zamanlarına eğildiği" yeni kitabında "mizahın nasıl etkili bir 'çaktırmadan direniş' yolu olduğuna dikkat çekiyor". Alt-kültürün kudretinden emin, 1940-1970 arası zaman diliminin popüler kültür olgularının çeşinisini sunan Cantek, 'gündem' yaratma gücünü her geçen gün arttıran dizilere uzanan geniş bir alanda geliştiriyor metnini. Bu amaçla Akbaba, Nuh'un Gemisi, Gırgır gibi efsanevî mizah dergileri, çizgi romanda kadın imgeleri, siyasal kültüre işlemiş tahkir geleneği, halk terbiyesi ritüelleri, köy/köylü imgelerinin inşası ve değişimi gibi temaları irdeleyen Cantek, "Mizah Mahallesinde Aylak Aylak..." bölümünde, Türkiye'de mizahın üreticileri, mecraları, figürleri üzerine fikirlerine yer veriyor.
Medya ve İletişim Sosyolojisi
Éric Maigret (çev. Halime Yücel)
Yayınevi: İletişim Tarihi: Şubat 2011
Günümüz koşullarında gelişen kitle iletişim teknolojilerinin gündem yaratmakta ve yönlendirmekteki etkisi, medya çalışmalarının başlıca sorunsalı olarak karşımıza çıkmakta. Söz konusu etkinin izlerine, toplumsal inşa gibi makro odaklardan kişilerarası iletişim gibi mikro alanlara geniş bir yelpazede rastlamaktayız. Halihazırda ehemmiyetini koruyan bu durumun kavramsallaştırmasına dair tartışmalarının güçlü isimlerinden birisi olan sosyolog Eric Maigret, Medya ve İletişim Sosyolojisi kitabında, "kökleri Amerikan ampirik ekolüyle Frankfurt Okulu'nun kimi zaman kesişen tezlerine, Habermas ve Habermas sonrası kamusal alan kuramlarına, etkileşimciliğe, yapısalcı kuramlara, kültürel çalışmalara uzanan iletişim sosyolojisi"ne dayanan metadolojisiyle özgün bir yaklaşım sergilemekte. Teşhisi meşakkatli medya ve iletişimin bu büyük atılım sürecini Amerikan pragmatist vizyonunu da ele alarak inceleyen Maigret'in eseri, iletişim öğrencileri için olduğu kadar alanda çalışmalar yürüten herkes için başucu kaynağı olma niteliğini taşıyor.
Türk ve Dünya Sineması Üzerine Sentezler
Seçil Büker (der.)
Yayınevi: Parşömen Tarih: Şubat 2011
Türkiye'de sinema ve film çalışmaları üzerinde çalışmalar sürdüren genç akademisyenlerin yükseklisans ve doktora tezlerinden derlenen Türk ve Dünya Sineması Üzerine Sentezler sinema üzerine okumayı ve düşünmeyi seven izleyiciler için "kavramlar, kuramlar ve tartışmalar eşiliğinde zengin ve çok boyutlu bir okuma olanağı verebilecek" bir derleme olarak karşımıza çıkmakta. Derlemeye katkı sunan Elif Kurtoğlu, Çağrı İnceoğlu, Hakkı Başgüney, T. Emre Yıldırım, Galip Deniz Altınay, Tuğba Elmacı, Ala Sivas, Serpil Baydak, Behice Pehlivan, Evren Barın Egrik, Funda Masdar, Eren Yüksel, Işıl Sönmez, Ece Deliormanlı, Fatma Serdaroğlu, Tuna Başaran, Nilay Ulusoy Önbayrak ve Fasih Sayın'ın çalışmaları geliştirilmeye açık yapıları ve akademik donanımlarıyla okuyucuya zengin bir bakış açısı sunmakta.
Dario Argento: Korku ve Gerilim Filmlerinde İtalyan Dokunuşu
James Gracey (çev. Zeynep Gül)
Yayınevi: Kalkeodon Tarihi: Ocak 2011
İtalyan sinemasında korku türünün önce gelen isimlerinden olan Dario Argento, kendine özgü sinematografik inşasıyla dünyanın her köşesinde ses getiren bir yönetmen olmayı başarmış bir isim. "Özenle hazırlanmış set bölümleri ve baş döndürücü sinema sanatçılığı[nın] kan ve gücün kakofonisinde" çarpıştığı sinema anlayışıyla Argento "İtalyan Hitchcock" olarak anılmaya hak kazanmıştır. "Durmaksızın avının beşinde dolaşan bir silah [kamera]"ın hedefindeki, "çekici kadın kurbanlar"ın "soyut dehşetin içine" aktığı Argento filmleri, "sabit doğrusallık, odaklanmış akış, anlatı ve mantıkla" özdeşleşen Hitchcock sinemasından farklılaşarak, "atmosfer, teknik yetenek ve provokatif betimlemeler"in ön plana çıkmaktadır. Bu ayrıksılığın Argento'nun filmleri özelinde derinleştirildiği James Gracey çalışması, sinemanın ayrıksı yönetmenlerinden Argento sinemasının başarılı bir panoramasını sunmakta.
Cumhuriyet Döneminde İletişim: Kurumlar Kültürler
Nazife Güngör (der.)
Yayınevi: Siyasal Tarihi: Ocak 2011-02-11
İletişim ve medyanın toplumsal yapı üzerinde etkisinin kabul edildiği ve tartışmalı olguların önemini koruduğu günümüz koşullarında devletlerin bekası hizmetinde geliştirilmiş iletişim teknolojileri politikaları üzerine çalışmaların varlığı kaçınılmaz bir hal almakta. Bu minvalde, Türkiye Cumhuriyeti'nin yapılandırılması sürecinde kullanılan yöntemler ve politikalara dair bir analiz sunan Cumhuriyet Döneminde İletişim adlı derleme, şu ana kadar farklı derlemelerde ve yayınlarda rastladığımız Cumhuriyet'in iletişim politikalarına dair kapsayıcı bir çerçeve sunmakta. "Yeni siyasal sistemine uygun bir iktisadi sisteme, uygun bir toplumsal örgütlenme biçimine ve uygun bir kültürel yapılanmanın gerçekleştirilmesine" ihtiyaç duyan yeni devlet, modernleşme projesinin önemli bir ayağı olarak gördüğü basın aracılığıyla içeride ve dışarıda "tanınmayı ve benimsemeyi" amaçlamıştır. Bu amaca hizmet eden politikaların maddi pratiklerdeki karşılığına dair bir tablo sunan derleme, ardılı olacak metinler için de referans olma niteliğini taşımakta.
Reklam Çekicilikleri: Cinsellik, Mizah, Korku
Müge Elden & Uğur Bakır
Yayınevi: İletişim Tarihi: Eylül 2010
Kitle iletişim araçlarının ekseriyetinde dikkat çekme ve iknaya amade olarak karşımıza çıkan cinsellik, mizah ve korkunun reklamlardaki kullanımını odaklarına alan Müge Elden ve Uğur Bakır, reklamda mesaj ve etkinin niteliğine dair kavramsal bir çerçeve sunduktan sonra, bu etkinin "çekicilik" teması etrafında örgütlenişiyle tartışmalarını geliştirmekte. "Tüketici kitlesinin, yani aşağı yukarı bütün toplumun fiziksel, psikolojik ve sosyal gereksinimlerine ustaca seslenen reklamlar[ın], eksikleri gerekirse mucizeler yaratarak giderme vaadiyle, tüketim konusundaki tercihleri yönlendirdikleri" göz önünde bulundurulduğunda, çalışmanın önemi gözler önüne serilmekte. Tüketici yönelimi üzerinde belirleyici olan, "çekiciliği"nin beslendiği cinsellik, mizah ve korku faktörlerinin toplumsal alandaki karşılığı aracılığıyla, bir ürünün diğerini tercihini olası kılan vaadin kökenlerini incelemeyen metin, alana dair zevkli bir okuma sunmakta.
Taşrada Var Bir Zaman
Z. Tül Süalp Akbal & Aslı Güneş (der.)
Yayınevi: Çitlembik Tarihi: Aralık 2010
2010 yılında 16. düzenlenen Gezici Film Festivali kapsamında da karşımıza çıkan "Taşrada Var Bir Zaman" başlığı, Türkiye sineması özelinde giderek daha yoğun biçimde karşımıza çıkan taşra temalı ya da mekânını taşrada arayan, oraya dönen, taşranın dünyasını öykü dünyası kılan filmler ekseninde oluşturulmuş. Sinema alanından yola çıkılan metinler, bütünsel olarak bakıldığında, toplumsal ve kültürel temsil biçimlerinde dair de bilgileri içermekte. Taşranın ne olduğu sorusundan hareketle toplumsal dinamiklerin görünümlerini betimlemeler üzerinden çözmenin olanaklılığını sorgulayan kitap, "kendinden menkul hale gelen taşra kavramını bir kez daha ele almak ihtiyacı"na bir cevap arayışı
Medya Çalışmaları Teoriler ve Yaklaşımlar
Dan Laughey (çev. Ali Toprak)
Yayınevi: Kalkedeon Tarihi: Aralık 2010
Müzik ve Gençlik Kültürü (Music and Youth Culture, 2006) ve Medya Teorisinde Anahtar Kavramlar (Key Concepts in Media Theory, 2007) kitaplarıyla tanıdığımız Dan Laughey'in Medya Çalışmaları Teoriler ve Yaklaşımlar (Media Studies: Theories and Approaches, 2010), özgün çalışmanın yayınlanmasından çok kısa süre sonra Kalkedeon yayınları tarafından basıldı. İletişim çalışmaları ve medya alanının ana hatlarına dair temel kavramlar ve tartışmalar ekseninde ilerleyen kitap, yalın ve akıcı üslubuyla dikkat çekmekte. Uluslar arası medya şirketleri, alıcının belirleyiciliği, medyanın geniş kapsamlı etkileri, habercilik ve yeni medya mecraları hakkında bilgiler içeren çalışma, panoptikon aygıt, simülasyon, toplumsal cinsiyet, ekonomi politik gibi iletişim alanının hayli kapsamlı kuramsal iskeletinin beslendiği odaklarda yoğunlaşarak okura rehberlik etmekte.
İletişim Teknolojileri ve Toplumsal Gelişme: Yayılmanın Ekonomi Politiği
Funda Başaran
Yayınevi: Ütopya Tarihi: Eylül 2010
2007 tarihli İletişim ve Emperyalizm: Türkiye'de Telekomünikasyonun Ekonomi Politiği kitabı ve 2005 tarihli İletişim Ağlarının Ekonomisi kitaplarıyla tanıdığımız Funda Başaran'ın aynı minvalde ilerleyen çalışması, uluslar arası arenada genel bir ilke olarak dayatılan serbest piyasa mantığının başlıca dayanağı olan "toplumsal gelişme ülküsü"nün öz itibariyle "ekonomik gelişme ülküsü"nün muadili olduğu günümüz dünyasında, iletişim teknolojilerinin konumuna odaklanmakta. Asli amacın teknolojik gelişmelere uyum çabası olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu değişikliklerin muhatabı ve taşıyıcısı olan enformasyon ve iletişim teknolojilerinin, piyasa ve piyasa güçlerinin konumlanışı ve şekillenişinde yadsınamayacak bir öneme sahip olduğu aşikar bir hal almaktadır.
Yeni Medyada Nefret Söylemi
Altuğ Akın, Mutlu Binark, Eser Aygül, Tuğrul Çomu, Ayşe Kaymak, Burak Doğu, Günseli Bayraktutan Sütcü, İlden Dirini
Yayınevi: Kalkedeon Tarihi: Eylül 2010
Işık Barış Fidaner - Önsöz
Yeni Medyada Nefret Söylemi, forumlardaki tartışmalardan hayatımızı "işgal eden" facebook kullanıcılığının yüklediği katılımcı tartışmalara, yasaklı olup olmama arafında bir şekilde "ulaşılabilen" youtube ve benzeri video paylaşım ağlarından dijital oyunlara ve hatta çevrimiçi spor ortamlarına değin, tanıklıklar dolayımıyla da olsa bir şekilde hayatımıza giren "sanal" nefretin üretimini ve dolaşıma sokulma biçimini sorunsallaştırmakta. Bir kısmı Alternatif Bilişim'in düzenlediği "Yeni Medyada Nefret Söylemi (21 Kasım 2009)" panelinin de katılımcısı olan yazarlar, betimleyici bir teşhis çalışmasından ziyade sorununun çözümüne, karşı örgütlenmelere ve meselenin hukuki boyutuna dair de analizler sunmakta.
İletişim Tarihi
David Crowley, Paul Heyer (çev Berkay Ersöz)
Yayınevi: Phoenix Tarihi: Eylül 2010
İnsanlık tarihine dair tutarlı bir bütün oluşturmak gayesindeki araştırmaların güzergahlarında yer alan, kaçınılmaz denebilecek durakları es geçmeden iletişim araştırmaları ve tarihi çerçevesinde antropolojik bir bakışla hazırlanmış İletişim Tarihi, başlangıçtan bugüne hatmettilen büyük hikayelere alternatif bir bakış açısı sunmakta. Kaçınılmaz olarak bugünün teknolojileri ve iletişim ağları olan internet ve yeni medya araçlarıyla diyaloğa giren metin, teknoloji dünyasından ilkel mağara resimlerine doğru ilerlerken tekno-fetişizmin ağına düşmeden ilerliyor. Disiplinlerarası bir bakış açısı ve evrensel bir mesele üzerine kurulmuş araştırma, iletişim alanına sunduğu katkının yanı sıra tarih, antropoloji, dilbilim ve sosyoloji başta olmak üzere sosyal bilimlerin farklı disiplinlerinde çalışanlar için yol gösterici olacak kudrete sahip görünmekte.
Modernizmi Seyretmek: Avrupa Sanat Sineması 1950-1980
András Bálint Kovács (çev. Ertan Yılmaz)
Yayınevi: De Ki Tarih: 2010
1950'lerden 1980'lere yayılan bir süreçte, sinemada modernizmin az sayıdaki stile ve temaya sahip birleşik bir hareketten ziyade modern sanatın temel ilkeleri çevresinde bir çeşitlemeler alanı olduğunu öne süren Kovács, "modern" ve "avangard" kavramlarının sinemasal göstergelerini örneklerle açıklamakta. Çalışmanın çıkış noktası, sanat sinemasının tarihsel bir kategori olarak belirleyici bir pozisyon alışıyla örtüşmekte. Biçimsel ve stilistik modellerle yetinmeyen çalışma, temsillerin entelektüel altyapılarını da analize dahil etmekte. Modernist kuram ve felsefe ışığında modern Avrupa sanat sinemasının evriminin yenilikçi bir tarihini sunan Kovács, yalnızca modernizmin kökenlerini değil, aynı zamanda onun stilistik, tematik ve kültürel somutlaşmasını da inceleyen bir yapıtın mimarı.
Değişen Bakış: Çağdaş Uluslararası Sinema
Robert Philip Kolker (çev. Ertan Yılmaz)
Yayınevi: De Ki Tarih: 2010
"Dünyayı değiştirmeyi olmasa da, ona bakışımızı değiştirmeyi" amaçlayan modernist sinemayı irdeleyen Robert Phillip Kolker, savaşların, yoksulluğun, yabancılaşmanın olağan sayıldığı, aldırmazlıkla yaşanıp olumlanmak istendiği günümüz dünyasının, bireysel hikâyelerle karşılaşmasından belli bir "farkındalık" yaratma amacı güden bir sinema anlayışını incelemekte. Günümüzde ticari yanı hiç olmadığı kadar baskın bir belirleyeciliğe sahip sinemaya karşı bir alternatifin mekanı olabilecek bu duruş minvalinde ilerleyen Kolker, bu amaçla, yönetmeni ve izleyiciyi kendini tekrarlamaya, insanı örseleyen bir hayatı kabullenmeye yönlendirmek yerine kendini ve hayatı anlama kalıplarını değiştirmeyi amaç edinmiş yönetmenleri, dönemlerini, toplumsal ve entelektüel ortamlarını inceliyor. Daha önce Yalnızlık Sineması (1999) tanıdığımız Kolker'in çevrilmiş ikinci metninin de ilki kadar uzun erimli bir etkiye sahip olacağı açık...
Kanaatlerden İmajlara: Duygular Sosyolojisine Doğru
Ulus Baker (çev. Harun Abuşoğlu)
Yayınevi: Birikim Tarihi: 2010
Aşındırma Denemeleri (2000), Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme (2005), Yüzeybilim Fragmanlar (2009) kitaplarının yazarı, Gilles Deleuze'ün Kant Üzerine Dört Ders (2000), Spinoza Üzerine On Bir Ders (2000), İki Konferans (2003), Spinoza: Pratik Felsefe 2005), ve Leibniz Üzerine Beş Ders (2007) metinlerinin çevirmeni Ulus Baker'in ölümünün ardından basılan ikinci kitabı Kanaatlerden İmajlara: Duygular Sosyolojisine Doğru, toplumsal bilimlerle belgesel filmcilik arasında olası bir birleşmenin kapsamını tartışıyor. Hayli meşakkatli bir mesele ve yöntemin ürünü olan eser "yalnızca sıradan toplumsal araştırma pratiğine yönelik bir eleştiri değil, yorumcu-epistemolojik tarza ve toplumbilimsel yaklaşımların "metin" ve "kanaat" etrafındaki epistemolojik düğümlenişine yönelik bir eleştiri" ekseninde yol almakta. Merkezi bir önem sahip Spinoza'nın "duygular öğretisi"nden hareketle "adanmış olduğu alanda praksis"i nihai olarak Dziga Vertov'un sine-göz ve sine-hakikat yaklaşımında,çağdaş video alanında ise Jean-Luc Godard'ın videoyu bir "düşünme cihazına"dönüştürmeyi amaçlayan yaklaşımlarında gören Baker'in metni olan yetkinliğiyle okucuyu sarsacak bir yapıt
Medyadan Söylemler
Derleyen: Tezcan Durna
Yayınevi: Libra Tarihi: Mayıs 2010
Medyadaki yapısal sorunların yanı sıra toplumsal alandaki eşitsiz iktidar ilişkilerini gözden kaçırmadan medyanın farklı mecralarında üretilmiş olan metinlerin çözümlemesine odaklanan; bilindik liberal varsayımların aksine medya ile siyasal alanın iki ayrı bütünlük olarak algılanmadığı, siyaset ve iktidar ilişkilerinin okul dersliklerinden tutun da, aile içi ebeveyn-çocuk ilişkilerine kadar sirayet ettiğini varsayan bir yaklaşımla çözümlenen bu kitaptaki yazılar, büyük ölçüde medya çalışmaları alanındaki eleştirel okumalara önemli katkılar sunacak niteliktedir. Medyadaki sahiplik yapısından ziyade kapitalist üretim ilişkilerinin oluşturduğu üretim örüntülerine dikkat çekerek yapılan kitaptaki çalışmalar, aynı zamanda toplumsal alandaki egemen ve yerleşik ideolojik zihinsel yapıların da toplumsal alandaki eşitsiz iktidar ilişkilerini nasıl yeniden ürettiğine odaklanmaktadır. Kitapta medyanın farklı mecralarında üretilmiş, farklı içerik türlerinin çözümlenmesi yapılmıştır. Çözümlenen mecra ve içerikler arasında olumlu örnekler yer aldığı kadar olumsuz örnekler de bulunmaktadır.
Barış Çoban/Eser Köker/Beybin Kejanlıoğlu/Cem Deveci /Ülkü Doğanay /Savaş Çoban/Ulaş Başar Gezgin/Berna Berkman/Berrin Yanıkkaya/Füsun Kökalan Çımrın/Metin Ersoy/Uğur Batı
Yayınevi: Kalkedon Tarihi: Mayıs 2010
"Makbul vatandaş" olarak tanımladığı kitlelerin yardımıyla, şiddeti gündelik yaşam alanındaki söylem ve pratiklerde sıradanlaştırarak yeniden üretir egemen iktidar, bu süreçte, toplumsal bilinçyapısını faşizan bir biçimde yapılandırır. Farklı düşünenlerden, farklı din ve etnisiteden olanlardan, farklı cinsel eğilime sahip olanlardan, kısaca "öteki"lerden korkan sıradan insan, söylemsel ve eylemsel şiddeti kullanarak iktidarın kendi varoluşunu tehdit ettiğini bilincine yerleştirdiği bu unsurlardan kurtulmak ister.
Toplumların kendilerini iktidarların baskısından kurtararak, demokratik ve özgür bir toplum kurgusunu gerçekleştirerek barış içersinde yaşayabileceklerine inanan bu metinler, toplumların özgürleşmesi yolunda ilk adımların barışçı demokratik iletişimin yaratılması olarak görmekte. Ezilen tüm toplumsal grupların kendilerini ifade edeceği demokratik iletişimin yaratılmasında alternatif medyaya ve barış medyasına düşen görevin altını çizen yazarlar, esasen, güçlü muhalif toplumsal bir örgütlenmenin desteğindeki barış medyasının toplumsal bellekte barışa, eşitliğe, kardeşliğe ilişkin imgeleri vurgulayarak, barışçı bir toplumsal kültürün oluşturulmasına ve özgür bir geleceğin yaratılmasına katkı sunabileceğine duydukları inancı dillendirmekte.
Uygur Kocabaşoğlu
Yayınevi: İletişim Tarihi: Mayıs 2010
Yayımlandığı dönemden bu yana "İletişim Tarihi" alanının vazgeçilmez referanslarından birisi olarak sıkça anılan "Şirket Telsizinden Devlet Radyosuna", otuz yıl aradan sonra yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.
1926-1964 yılları arasında Türkiye'de radyonun yeri ve işlevinin tartışıldığı bu eserde yazar, tarihsel bir resim çizmekle kalmıyor. Aynı zamanda, unutulmuş ayrıntıları, yasal düzenlemeleri, çeşitli tartışmaları, tanzim ve denetleme çabalarını da özetleyerek Türkiye özelinde radyonun yolculuğuna dair yeni bir perspektif sunuyor. Devletin güdümünde olduğunu ıskalamadan, 1926-1936 yıllarındaki bir özel şirketin yaklaşık on yıl süren radyoculuk deneyimini ile 1936'dan, 1964 yılında TRT'nin kuruluşuna kadar geçen süre içinde "Devlet Radyosu" kavramıyla simgelenen radyoculuk uygulamalarını ele alan yazar araştırmasını bu iki bölüm ekseninde inşa ederek, cumhuriyetin siyasi ve kültürel dönüşümlerini, tutku ve hezeyanlarını radyo bağlamında betimliyor.
Rudolf Arnheim (çev. Rabia Ünal Tamdoğan)
Yayınevi: Hij Tarihi: Haziran 2010
Yedinci sanat olarak rüştünü ispatlamış sinema ve film çalışmaları alanında süregelen sanat sineması tartışmalarının ana metinlerinden birisi olan Sanat Olarak Sinema, yayınlandığı günden bu yana güncelliğinden bir şey kaybetmiş değil. Daha çok sinemada sesin kullanımını reddiyle tanınan Arnheim'ın bu metni sinema bölümü öğrencileri ve ilgilileri için kilometre taşlarından birini temsil ediyor. Arnheim'ın sesine kulak verecek olursak:
"Fotoğraf ve filmin yalnızca mekanik yeniden üretimler olduğu, bu yüzden sanatla hiçbir ilgilerinin olmadığı karalamasını baştan sona ve sistemli olarak çürütmek için zaman harcamaya değer; çünkü bu, sinema sanatının doğasını anlamak için de mükemmel bir yöntemdir. Bu amaçla, sinema ortamının temel öğeleri ayrı ayrı incelenip 'gerçeklikte' algıladıklarımızın onlara denk düşen özellikleriyle karşılaştırılacaktır. Böylece iki görüntü türünün temelde birbirinden ne kadar farklı olduğu görülecektir. Zaten sinemaya sanatsal olanaklarını sağlayan da bu farklılıklardır. Böylece, aynı zamanda sinema sanatının çalışma ilkelerini de anlamış olacağız."
Umut Tümay Arslan
Yayınevi: Metis Tarihi: Haziran 2010
Çok Tuhaf Çok Tanıdık (2005) ve Bu Kâbuslar Neden Cemil? kitaplarıyla tanıdığımız Umut Tümay Arslan'ın doktora tezinden yola çıkarak hazırladığı yeni kitabı raflardaki yerini aldı. Toplumsal iktidarın duygular alanındaki hareketini Türk sineması özelinde takip etmeye çalışan metin, ulusların kendilerini tanıma, kendilerinden bahsetme, kendilerine inanma biçimleri, kendilerine dair imgeleri olan kısaca ulusları ulus yapan "hikâyeler"i sorguluyor. Sinemanın ulusal gözyaşını, ulusal kahkahayı, ulusal histeriyi nasıl ürettiği sorusunu Türkiye sinemasına damgasına vurmuş bir dönem olan Yeşilçam içinden anlamaya ve açığa çıkartmaya çalışan metin Türk sineması üzerine yayınlanmış en özgün metinlerden birisi olma özelliğiyle karşımıza çıkıyor. Milliyetçilik, melankoli, cinsiyetçilik, kimlikler, masumiyet, Şarkiyatçılık, şehir ya da modernleşme gibi konuları/meseleleri pek çoğumuzun aşina olduğu Sevmek Zamanı, Vesikalı Yârim, Gelin, Umut, Kırık Plak, Bir Türke Gönül Verdim ya da Ah Güzel İstanbul gibi filmler üzerinden izleyen eser, kendisinden sonra geliştirilecek pek çok tartışmaya açılan kapıları aralayarak, okuyucuya, Türk sinemasının hali hazırda sorunsallaştırılmamış odaklarına giden yolu açmakta.
Esin Berktaş
Yayınevi: Agora Tarihi: Haziran 2010
Ülke sınırları dahilinde ve uluslararası arenada yoğun bir kaosun yaşandığı 1939-1950 dönemi sinemacıları, "ekonomik kaygılar duymadan bu sanat dalıyla ilgilenmeye başlamış, işin içine girdikçe sinemacılığın zorluğunu kavramış ve özgün filmler üretmenin yollarını aramış, öncü bir nesil" olarak betimleyen Esin Berktaş, şöyle devam ediyor:
"Sinemacıların sinemaya duydukları ilgi, saygı ve üretim sürecindeki paylaşımcı yaklaşımları bu alanda yeni bir düşünce yapısı oluşturmuştur. Hem kendi seyircisini hem kültürünü tanıyan bu sanatçı kuşağı, sinemayı deneyerek öğrenmiş ve küçük de olsa kendi yarattığı bir sanatsal özgürlük alanına sahip olmuştur. Bu alan, yerli sinemanın ekonomik bir atılım yapmasını da sağlayan zemindir. Dolayısıyla, Türk sinemasının 1939-1950 yılları arasındaki dönemi, çokça iddia edildiği üzere bir 'ara dönem' ya da 'geçiş dönemi' olarak değil, 'bilinçlenme' ve 'profesyonelleşme' dönemi olarak değerlendirilmelidir."
Bülent Diken & Carsten Lavtsen (çev. Sona Ertekin)
Yayınevi: Metis Tarihi: Haziran 2010
Tanıtım yazısına referanslar ilerleyecek olursak, Metis yayınlarının 2010 yılına ait üçüncü sinema kitabının, en azından üç farklı şekilde okunabileceğiniz söyleyebiliriz. Film analizi aracılığıyla toplumsal teori yapmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirildiğinde, kitabın her bölümü, gerçeklik ile kurmaca, sinema ile toplumsal teori arasındaki ilişkiyi ele alması bakımından amacına ulaşmış gibi görünmekte. Toplumsal teori dâhilindeki belli başlı alanlarla ve kavramlarla; toplumsal cinsiyet, kimlik, öteki, kitle, terör, korku ve güvenlik, kapitalizm ve direniş, kamplar ve yoksulluk, etik ve tanıklık, vb. ile bir hesaplaşma olarak ele alındığında ise ele alınan filmlerin sunduğu metinlerin ikinci bir okumayı olası kıldığı söylenebilir. Ve nihayetinde, filmlerin analiz araçları olarak kullanıldığı bir sosyal teşhis girişimi, sinemayı sosyolojik amaçlar için kullanarak sosyoloji yapmaya yönelik bir çaba olarak okunabileceği gibi bu nihai yöntemin sosyal bilimlerdeki son dönem araştırmalarında sıkça karşımıza çıkan tartışmaların başarılı bir örneği olduğu da gözden kaçmayacaktır. Farklı ülke sinemalarından yola çıkan yazarların bu tercihleri ise okuyucuya film dilinin imkânlarına dair yaratıcı bir örneklem uzayı sunmakta.
Nijat Özön
Yayınevi: Doruk Tarihi: Nisan 2010
Nijat Özön Türk Sineması Tarihi (1896-1960) kitabıyla, 27 Mayıs'a kadar olan tarihi, bir devrim niteliğinde yeniden yazmıştır. Alanında bir ilktir; Türk sinemasının ilk yazılı tarihidir. Daha da önemlisi sosyolojik olarak tarihi dönemlere ayıran, önemli filmleri inceleyen, olguları derinliğine araştıran, kendisinden önceki bütün literatürü incelemesiyle büyük başarı elde etmiştir. Hem sinema yazarları nezdinde hem de sektörde çalışan eğitimli bütün yönetmenler üzerinde çok etkili olmuştur. Bir yandan bilimselliği, öte yandan toplumsal/kültürel özellikleriyle başlangıcından 1960'a kadar tarihin temel kitabı haline gelmiştir.
Bir yandan Osmanlıdan başlayarak Cumhuriyetin tarihinin anlatıldığı bu kitabın dikkate değer bir diğer özelliği ise Türkiye'nin geçmişten getirdiği geleneksel sanatların nasıl bir değişim süzgecinden geçerek tekrar tekrar sinemamızda yeniden nasıl ortaya çıktıklarını da gözler önüne seriyor oluşudur.
Der. Cem Pekman
Yayınevi: Agora Tarihi: Mayıs 2010
Ertem Eğilmez, Yeşilçam geleneğine bağlı olan Türk sinemasının en renkli ve verimli yönetmenlerinden birisidir; aynı zamanda, Arzu Film'le birlikte ortaya koyduğu çalışmalarla sinema tarihinde kendine özgü bir yer edinmiştir. Eğilmez üstelik sinemaya bir alaylı olarak girmiştir. Önce yayıncılık yapmış, Çağlayan Yayınevi'yle renkli bir performans sergiledikten sonar sinemaya atılmış ve bu alanda Tarık Akan'dan Şener Şen'e, Hababam Sınıfı'ndan Arabesk'e, her biri kendi alanında fenomen haline gelen işlere ve yaratımlara imza atmıştır. Cem Pekman'ın ciddi bir akademik derleme olarak hazırladığı bu kitap, "Filim Bir Adam: Ertem Eğilmez" başlıklı çalışma, Türk sinema tarihi literatüründe önemli bir başvuru kaynağı olacaktır.
Stephen Coleman & Karen Ross
Yayınevi: Blackwell Tarihi: Şubat 2010
The Media and the Public (Medya ve Kamu) televizyondan internete uzanan geniş bir yelpazede medyanın, kamusalı nasıl kurduğunu ve temsil ettiğini sorunsallaştırmakta. Bunu yaparken de medya araçları ve onların kamusallıkları üzerine yapılmış güncel çalışmaların yeni bir sentezini sunmakta. Ayrıca, ana akım medyanın eşik bekçilerini alaşağı eden farklı kamusallıkların, ötekilere ait bir ses bulmak ve iletişim kurmak şeklini de incelemekte. Bunların yanı sıra, güncel politik kamusal uylaşımların kökenini gözler önüne sermek amacındaki yazarlar, çağdaş medya-kamu söylemini ve ilişkilerini tarihsel bağlamında incelemekte. Ve nihayetinde, medyanın kamusal alana özgü seslerin uyarlanmasında bir kabul ya da ret mekanizması olarak işleyişine dair teorik bir açılım sunmakta.
|
|
İkinci Medya Çağında İnternet XXI. yüzyılın başlangıcında, küresel etkileşim teknolojilerinin ortaya çıkışı, gazete, radyo, televizyon gibi yayıncılığa dönük biçimlerin egemenliğinin son bulmasına, ikamesi olan internet yayıncılığının yükselişine sebep olmuştur.Türkiye özelinde bakıldığında ise, 2000'li yıllardan itibaren yaygınlaşan internetin kamu sektöründeki ve özel sektördeki uygulamaları insanlar arasındaki toplumsal etkileşimin yeni biçimlerini ortaya çıkarmış, yeni iletişim teknolojileri hemen herkes için kaçınılmaz bir gereksinim haline gelmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin başlıcası olan interneti tüm yönleriyle ele alan bu kitapta, değişik üniversitelerden bir araya gelen pek çok akademisyen reklamcılığın, pazarlamanın, televizyonun, oyun kavramının, marka kavramının nasıl değiştiğini irdelemektedir. |
|
|
Halkla İlişkiler Üzerine : Disiplinlerarası Bir Alanın Yönelimleri Halkla ilişkilerin disiplinlerarası niteliğinden hareketle, son dönemde bu alana dair geliştirilen kuramsal yaklaşımları özetleme amacındaki derleme, okuyucuya, halkla ilişkilerin egemen paradigması olan Grunig'in 'mükemmellik teorisi'ne yapılan son katkıları; bu paradigmaya karşı geliştirilen güncel eleştirileri ve sosyal teoriyle halkla ilişkiler arasında kurulan bağları görme olanağını sunmaktadır. Zihinlerde yer etmiş ve pratikte uygulanan halkla ilişkiler üzerine yeniden düşünmeye teşvik eden derlemeye katkı sunan belli başlı isimler arasında Metin Kazancı, James E. Grunig, Juliet Roper, Roland Burkart, Oyvind Ihlen, Jesper Falkheimer, Gianpietro Mazzoleni de yer alıyor. |
|
|
Sekans: Sinema Yazıları Seçkisi 2 Yayınevi: Tan Yayın Tarihi: Nisan 2010Çeşitli başlıklar altında ilgi çekici yazılarla sinema yazıları seçkisinin ikincisi de yayınlandır Belgesel bölümünde Furuğ Ferruhzad’ın Ev Karadır filmine ve Dolaysız Sinema akımı yönetmenlerinden Richard Leacock’a; kısa film bölümünde Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü? filminin yönetmeni Tonguç Yaşar ile yapılan bir söyleşiye; çözümleme bölümünde Gölgesizler filminin bilişsel film kuramı çerçevesinde gerçekleştirilen çözümlemesine ve Tomris Giritlioğlu sinemasındaki söylem ve kimlik çözümlemesine yer verilmiştir. Felsefe-Sinema ilişkisinin incelendiği dosya bölümünde Bela Tarr sinemasının içerdiği felsefi söylemden, Sartre’ın hiçlik felsefesinin modern melodramdaki yerini tartışan yazılara uzanan çeşitli başlıklar yer almaktadır. Eleştiri başlığı altında ise Nefes, Kırık Kucaklaşmalar, Kız Kardeşim, Achilles ve Tosbağa gibi filmler üzerine farklı bakış açıları sunan yazılar bulunuyor. Kitapta sinema Fransız sinema yazarı Pascal Bonitzer ile yapılan bir söyleşi de yer almakta. |
|
|
Mutluluğun Peşinde: Hollywood'da Yeniden Evlilik Komedisi Yazar: Stanley Cavell (Çev. Belma Baş, Deniz Koç Pala & Berke Baş)Yayınevi: Metis Yayın Tarihi: Nisan 2010 Sinema incelemeleri konusunda okuyucuya zengin bir menü sunan Metis yayınları, Stanley Cavell'ın 1934-49 yılları arasında vizyona giren yedi Hollywood komedisine ilişkin deneyiminden yola çıkarak kaleme aldığı Mutluluğun Peşinde ile tür üzerine farklı bir yaklaşımın olanaklarına dair temel metinlerden birisiyle karşımızda. Cavell, felsefi ve siyasi açıdan büyük önem taşıdığını savunduğu Kadının Fendi, Bir Gecede Oldu, Philadelphia Hikâyesi, Cuma Kızı, Âdem'in Kaburgası ve Korkunç Gerçek filmlerinin "yeniden evlilik komedileri" olarak adlandırdığı özel bir tür oluşturduğunu öne sürüyor. Shakespeare tarzı romantik komedi geleneğinin mirasçısı olduğunu savunduğu bu yeni tür ile Cavell, felsefeyle sinemayı bir araya getirmeye, onların yeniden birleşmelerine öncülük etmeye yönelik bu cesur girişimiyle bizi kendi deneyimimizle ilgilenmeye çağırıyor. |
|
|
Medyada Homofobiye Son Yayınevi: Kaos GL Yayın Tarihi: Nisan 2010Kaos GL tarafından yürütülen ve Hollanda Dışişleri Bakanlığı Bünyesinde Sosyal Dönüşüm Programı (MATRA) tarafından finansal olarak desteklenen çalışma kapsamında, 2009 yılına ait, “Medyada Homofobiye Son” kitabının hazırlanışı aşamasında, 190 gazete ve dergide yayımlanmış, içerisinde “gey, gay, lezbiyen, transseksüel, travesti, eşcinsel, biseksüel, ibne, sevici, queer, cinsel yönelim, cinsel tercih, cinsel kimlik” kelimelerinin geçtiği 3645 adet haber tarandı. Belirli 18 kategori üzerinden haberlerin kategorizasyonu yapıldı. Bu kategoriler medyanın LGBTT bireylere yönelik yaklaşımını analiz etmeye yönelik, olumlu ve olumsuz kategorilerden oluşuyordu. Haberlerin kategorizasyon sonrası dağılım grafiklerini, 1 Ocak 2009 ile 31 Aralık 2009 arasında 12 aylık medyada eşcinselliğin temsiline ilişkin yapılan detaylı inceleme sonuçlarını ve günümüz medyasının LGBTT açısından eleştirisini bulabileceğimiz eser, Kaos GL Kültür Merkezi’nden edinilebilir. |
|
|
Sinema ve Videoda Işıklandırma Sinema: Kuram ve Uygulama kitabıyla tanıdığımız Blain Brown, bu defa görüntünün sırlarından ışık ve ışıklandırma üzerine çalışmasıyla, sinema filmi ve video üretiminin en önemli bileşenlerinden birisi hakkında kapsamlı bir çalışma sunmakta. Film algısında tılsımlı bir etkiye sahip olan ışık, sinema tarihi boyunca farklı kullanımları ve etkileriyle denemelere ve yeniliklere açık bir alan olarak korunmuştur. Sinema ve video çalışmaları yürütmek isteyen görüntü tutkunları için başucu kitabı niteliği taşıyacak bu eser, mükemmele yakın sahne ışıklandırması için gereken kuramsal çerçeveden ışıklandırma pratiğinin ayrıntılı uygulamalarına uzanan bütünlüklü bir kılavuz sunmakta. |
|
|
Bana Yalan Söyleme! İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, iktidarın kusursuz işleyişini sekteye uğratan gerçekleri görünür kılmaları vesilesiyle adlarını duyduğumuz Martha Gellhorn, Edward R. Murrow, Seymour Hersh, Robert Fisk, Amira Haas, Anna Politkovskaya, Seumas Milne ve diğer gazetecilerin işlerinin derlemesi olan bu kitap, gazetecinin "biz"ini sorunsallaştırarak gündeme getirmesi sebebiyle dikkate değer. John Pilger'in cümleleriyle ifade edecek olursak bu tarz bir çalışmanın önemi ve kaçınılmazlığı şöyle açıklanabilir: "Yakın gelecek, ana akım medyanın dışında kalan ve gün geçtikçe daha fazla güçlenmekte olan gayrı-resmi, yeraltı medyasında, bilhassa interneti aktif biçimde kullanan alternatif kanallardadır. Hâlihazırda milyonlarca insanın bilincini arttırmaya hizmet eden bu ağlardır ki, dünyanın her köşesinde halkları karşısına almış bulunan muktedirlerle siyasal güçlere karşı koyma imkânlarına dair muazzam bir bilinç sergilemektedirler. Artık bugün dünyada iki büyük süper-güç var: Washington'la simgelenen askeri plütokrasinin gücü ile bütün dünyaya yayılan kamuoyunun gücü. Gerçek gazeteciler, bu kitapta çalışmalarından örneklerini sunduğumuz cesur araştırmacı gazeteciler, ikinci kitleye hitap ederler, onlara hitap etmelidirler. Zira, insanlığın dirilişi ham hayal değildir; insanlığın uyanışı her gün biraz daha çeşitli, daha atılgan, daha enternasyonalist ve farklılıklara daha önce hiç olmadığı kadar hoşgörülü davranan bir hareket üstünde yükselecektir..." |
|
Medya ve Savaş Yalanları: Gerçek Nasıl Karartılıyor? Pilger'in alternatif bir bakış kurmaya çalıştığı meselenin özüyle ilgili bir metin olan Medya ve Savaş Yalanları, günümüzün siyasal-toplumsal yapısını kavramak açısından medyanın neden bu kadar büyük bir önem taşıdığı sorusuyla yola çıkıyor. Odak olarak Amerikan medyasının belli başlı örnekleriyle ilerleyen metin, Watergate Soruşturmaları'ndan, "özgürlükçü din adamı" Aristide'nin iktidara gelmesinin ardından nasıl olup da "kana susamış bir devrimci" ve "beş para etmez bir sosyalist" olduğuna ve hatta olmayan "Sırp tecavüzleri"ni sahte tanıklarla anlatan gazetecilerin Pulitzer ödülü almış olmalarına kadar kapsamlı bir uzamda güncel politik meselelerin işleyişinde medyanın rolünü irdelemekte. Medyayla ilgili bunca iç karartıcı olguya rağmen bir çıkış yolunun mevcudiyetini de sorgulayan metnin bir anlamda Pilger'e açık bir davet metni olduğu iddia edilebilir. Ve nitekim kitabın tanıtım yazısının son sorusu tam da bu noktanın altını çizer: Medyaya devrimci ve halkçı alternatifler neler olabilir? |
|
|
Türk'ün Darbe ile İmtihanı "Türk Darbeleri Kısa Tarihi" olarak da tasarlanan bu kitapta Osmanlıdan Cumhuriyet'e devrolan darbe geleneği, 'darbe' kavramının, düzen dışı yöntemlerin kullanıldığı tahttan indirme, baskın ve suikast gibi tarihsel olguları da içererek güncel örneklerin ötesine geçecek şekilde kullanılması aracılığıyla bütünsel bir çerçeve de değerlendiriliyor. Yücel Demirer'in betimlemesiyle: "Darbeyi yalnızca tank paletlerinin asfalt üzerinde çıkardığı ses ile anlayabilenlere ve örneğin, 28 Şubat'ın ne olduğunu hâlâ tahlil edemeyenlere inat, Öngider darbenin aslında bir algı ve davranış çerçevesi olarak sorunsallaştırılmasına da yardım ediyor. (...) Seyfi Öngider'in çalışması, spekülasyon ve komplo teorilerine dayanmadığı gibi, postadan çıkan şaibeli dosyalardan da ışık beklemiyor. Bunun yerine Öngider, yukarıda bahsi geçen türden gizli faaliyetlerin alamet-i farikası olan Ergenekon sürecini, Türkiye siyasal tarihinden süzülüp gelen deneyim üzerinden tartışıyor. Osmanlı'dan günümüze çizdiği analitik bir hat üzerinde sağladığı tarihsel bilgi ile sorunu anlama ve anlamlandırma kapasitemizi artırıyor." Medya ve diğer iletişim kanallarının darbe süreçlerinde maruz kaldıkları baskı ve ya tersinden bu süreçlerde araçsallaştırıldıkları göz önünde bulundurulduğunda Öngider'in metni iletişim çalışmaları için referans olabilecek bir kaynak olarak değerlendirilebilir. |
|
|
Toplumsal İletişim: İletişim Çalışmalarından Kültürel Çalışmalara Toplumsal iletişim üzerine çalışmanın, medyanın kuşattığı bir yaşamda, insana ait iletişim sorunlarının bir bölümüyle ilgili ve birçok toplumbilim dalının kesiştiği bir alan üzerinde çalışmak demek olduğunu anlatmak niyetindeki Türkoğlu, metnini, iletişim kurmanın amacına ulaşmayı hedefleyen bir arayış olarak kuruyor. Sözlü kültürün güçlü odaklarından efsaneler özelinde bakıldığında örneklemek gerekirse: Babil kulesinin insanların kadere karşı çıkmaya çalışmalarının mı, Tanrı'ya açılan kapının mı, birlikteliğin mi, ayrılığın mı simgesi olduğu, nerede, nasıl kullandığınıza göre değişmektedir. Çözümün, aracı eliyle aynı dili konuşmada mı, yoksa konuşamayıp yeryüzüne dağılmada mı olduğu, efsanenin örnek olarak anlatıldığı konuya ilişkin olarak farklı kıssadan hisselere bürünecektir. Medya bahsine gelindiğinde ise seyirlik ölümler ve seyirlik cümbüşlerin, en insani güdülerimizin bastırılmasının haklı gerekçelerini bulmaya, yani içimizde gerçekten de bastırılması gereken bir şeytan olduğuna bizi inandırmaya yardımcı olduğu iddiası bu yöntemle anlaşılır kılınmaktadır. |
|
|
sinecine
Türkiye'de ilk hakemli, akademik sinema dergisi sinecine, farklı disiplinleri sinema ortak paydasında buluşturmak ve farklı konuları tartışmak gayesiyle yayın hayatına başladı. Yerli sinemadan Hollywood'a, sanat sinemasından popüler sinemaya, klasik sinemadan çağdaş sinemaya, sinemanın ekonomi politiğinden tarihine, psikanalizden feminizme, kuramsal yaklaşımlardan alımlama araştırmalarına, türlerden yönetmenlere dek uzanan çeşitli konularda üretilen yazılara yer vermeyi amaçlayan sinecine, ilk sayısında Kriostami sineması üzerine başarılı makalelerin yanı sıra İslamcı filmlerde kadın temsili hakkında kapsamlı bir makaleye de yer veriyor. Sinemanın Türkiye macerası göz önünde bulundurulduğunda günümüze kadar süreklilik kazanamamış akademik çalışmaların okuyucuyla buluşması için yeni bir alan açan derginin yayın hayatında başarılı ve uzun soluklu olması kuşkusuz önemli bir boşluğu dolduracaktır. |
|
| Görmenin Diyalektiği
Walter Benjamin ve onun tamamlanmamış Pasajlar Çalışması üzerine kapsamlı bir düşünsel biyografi olarak değerlendirilebilecek Görmenin Diyalektiği, Benjamin'in Pasajlar dosyalarına düştüğü bütün o not ve fragmanlarla bize tam olarak ne demek istediğini araştırıyor adeta. 19. ve 20. yüzyıl boyunca, kapitalistleşmenin getirdiği temel nitelikteki kültürel dönüşümleri ve bunların bugün yaşadığımız dünyayı ortaya çıkardığını anlayabilmek için Benjamin'in kavramlarına sadakatle kurulan kitabın belli başlı eksenleri şöyle sıralanabilir: İlerleme fikri, kapitalizmin ve modernizmin çekirdek başkentleri, ilk dünya fuarları, mimarlık, fosil, fetiş, istek imgeleri, yıkıntılar, kolektif rüyalar, metalaşma, Avrupa faşizmi, mitik tarih ve doğa algılaması. Benjamin'in "görme biçimini", etkilendiği ardılları olan Marksistlerden, ilahiyatçılardan, Hıristiyan ve Yahudi "kurtuluşçular"dan farklı kılan ne olduğu sorusuna bir cevap arama çabası olarak değerlendirilebilecek metin, Benjamin'in Pasajlar metninin sosyal teorideki izi ve etkisi göz önünde bulundurulduğunda medya ve iletişim alanındaki kuramsal çalışmalar için önemli bir durak. |
|
| Sinema: Tarih Kuram Eleştiri
Yazar: Seçil Büker Tarih, kuram ve eleştiri odaklı sinema yazılarından oluşan yeni kitabıyla Seçil Büker, sinemayla ilgilenenler için güncel tartışmaların da yer aldığı bir eser sunuyor. İki ana bölümden oluşan kitap 'Kuram ve Tarih' başlığını taşıyan ilk bölümünde, sinema tarihine kuram ve ideoloji bağlamında değinirken görsel biçime ve alılmama çalışmalarına yer veriyor. Eleştirel yaklaşımlara ayrılan ikinci bölümde ise film çalışmaları alanının gözde odakları psikanalitik ve feminist kuramların yanı sıra tür eleştirisine de yer veriliyor. Kitap için hazırlanan tanıtım yazısında okuyucunun bu bölümü okurken ki deneyimi şöyle betimleniyor: "Bu bölümde beynin kıvrımlarının puslu labirentinden süzüldükten sonra zihnin derinliklerine ulaşıyor ve daha berrak bir noktadan kendimize bakıyoruz" |
|
| Konya Basın Tarihi
Yazar: Caner Arabacı Yerel olanın varoluşu sebebiyle bütün içerisinde bir kırılmaya vesile olma potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye özelinde pek fazla örneğine rastlamadığımız bir çalışmayla karşı karşıya olduğumuzun hakkını verebiliriz. Bir yönüyle sosyal tarihçilik olarak değerlendirilebilecek basın tarihçiliği, bir anlamda toplumun aynası olarak değerlendirilebilir. Toplumun geçmişini işgal eden uğraşlar, katettiği aşamalar, öfkeleri iç ve dış mücadeleleri ve daha da önemlisi sıradan insanın büyük tarihte önemsenmeyen hikayelerinin izlerine varıncaya kadar basın koleksiyonları, araştırmacının olduğu kadar okuyucunun önüne de metinsel bir şölen sunar. Bu haliyle göz önünde bulundurulduğunda Konya Basın Tarihi, şehrin kültürel yaşamı ile ilgili sunacağı bilgilerin yanı sıra benzeri çalışmalar için de önemli bir durak. |
|
| Fili Tarif Etmek: Özel Televizyona Beş Kala
Yazar: Bülent Çaplı 1989'da değişimin eşiğindeki televizyonun panoramasını çizmek gayesindeki kitaba adını veren hikaye, henüz özel televizyon ortada yokken yürütülen tartışmalar ve öngörüler bağlamında açıklayıcı olacağı için kitabın Önsöz'ünden olduğu gibi aktarılmaya değerdir: "Uzun zaman önce Brahmaputra Nehri'nin kenarında altı kör adam yaşıyordu. Günün birinde bu adamlara önlerinde durmakta olan file dokunarak onu tarif etmeleri söylendi. İçlerinden biri filin yan tarafına dokundu ve 'Duvara benziyor,'dedi. İkincisi, dişine dokunup 'Hayır, hayır. Mızrağa benziyor,' dedi. Üçüncüsü, filin hortumunu tutarak, 'Kesinlikle yılana benziyor,' dedi. 'Böyle bir şey yok,' diye bağıran dördüncü adam filin bir bacağını tutarak 'Ağaca benziyor,' dedi. İçlerinde en uzun olan beşinci adam ise filin kulağını tutarak 'Hepiniz yanıldınız. Pervaneye benziyor,' dedi. Altıncı kör adam ise filin kuyruğunu tesadüfen yakalayarak 'Bu ne bir duvara, ne mızrağa, ne yılana, ne ağaca ne de pervaneye benziyor. Kesinlikle bir halata benziyor,' diye bağırdı. Fil yoluna giderken altı kör adam tartışmaya devam etti. Her biri kendisinden son derece emin bir şekilde diğerlerini suçluyordu. Çünkü içlerinden hiçbiri diğeriyle aynı fikirde değildi." |
|
|
Sinemekan: Sinemada Mimarlık |
|
|
|
Medya ve Toplum İlişkileri Ana haber bültenlerinin vazgeçilmezi olarak şiddet temasının medya kanalları aracılığıyla çıkar amaçlı bir sirk gösterisine dönüştürülmüş olduğu argümanından yola çıkan Tahir Karaboğa, televizyon ana haber bültenlerinin gerilim yayan konuları yoğun biçimde işleyerek, şiddet kültürünün yaygınlaştırılmasındaki rolüne odaklanmaktadır. Şiddet içeren haberlerin grafiklerle gösterildiği, bu sahnelerin defalarca tekrar edildiği, şiddetin sıradanlaştırıldığı, içselleştirildiği bir haber sunum anlayışı ile karşı karşıya olduğumuz ve gündelik hayat pratiği dahilinde maruz kalmamızın gerçekçi olmadığı göz önünde bulundurulduğunda çalışmanın kıymeti daha açık bir hal almaktadır. |
|
|
Medya Gösterisi Yazar: Douglas Kellner (çev. Zeynep Paşalı) Modern hayatın oluşumunda medyanın etkileri ve hayatın medya gösterisi aracılığıyla bir eğlence, bir drama, bir teslimiyet, bir tüketim formuna indirgenmekte olduğu sorunsallarına odaklanan kitap, aynı zamanda medyanın insanları bütün yönleri ile kuşatan bir hegemonya vasıtası olup olmadığı sorusuna bir cevap arayışıdır da. Medya gösterisi, baskın rol modeller, moda, görüntü ve kişilik sembolleri sunan bir şöhret kültürü olarak betimlenen medya gösterisi, şöhret, eğlenceden politikaya, spordan ticarete kadar bütün önemli sosyal alanları kuşatmıştır. Çağımızın belli başlı umutları ile korkularını, hayalleri ile saplantılarını ve hayata dair deneyimlerini açık bir şekilde dile getirmekte olan medya gösterisi aynı zamanda cinsiyet, ırk ve sınıf ile ilgili karmaşık sorunları şifreleyerek, temsil siyasetini de sahnelemektedir. |
|
Her Yönüyle Gazetecilik: İletişimden Medyaya, Medyadan Gazeteciliğe Uzanan Yolculuk Yazar: S. Hakan Yılmaz Medyayı canlı kılan, onu renkli yapan, ona ruh verenin gazeteciler olduğu argümanıyla yola çıkan Yılmaz, gazetecilerin mesleki pratikleri, kendi aralarında ki ilişki biçimleri, hayata bakışları, işverenle olan ilişkileri, siyasal tercihlerinin önemini vurgulamaktadır. Yılmaz, kitabında iletişim kavramı ekseninde gazeteci kimliğini ve haberin neliğini sorgulamaktadır. Nihai amaç ise, medya ortamını biçimleyen sermaye yapısının bir fotoğrafına ulaşmaktır. |
|
|
Sekans (Sinema Yazıları Seçkisi) Yayın hayatına Sekans Sinema Kültür Dergisi ile başlayan Sekans sinema topluluğunun kuramsal çalışmalarının devamı niteliğindeki Sekans Sinema Yazıları Seçkisi adlı kitap Tan Yayınlarından çıktı. Popüler, sanatsal veya akademik, her türden yaklaşım için nitelikli olma ölçütünü gözeten derginin izini takip eden seçki, sayısı milyonlarla ifade edilen seyirci kitlesini, sinema okuru kitlesine dönüştürebilmek hedefiyle çoksesli ve zengin bir metinsel içerikle okuyucuya sunulmuş. Odak olarak sinema ve mimari ilişkisinin seçildiği bu sayıda, fotoğraf ve sinema etkileşimi de bir diğer uğrak. Osman Sembene anısına bir Borom Sarret filminin değerlendirildiği kısa film bölümü ve bir Mikhail Kalatozov klasiği olan Salt for Svanetia filminin çözümlemeleriyle okuyucuya geniş bir alan açan dergi söyleşi geleneğine sadakatle Amerikalı sinema yazarı James Monaco ile yapılan bir söyleşiye de yer veriyor. |
|
|
Yönetmenler İzinde Macar Sineması: Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl Macaristan tarihine damgasını vurmuş 1919 ve 1956 devrimleri ekseninde, sinema tarihinde kalıcı izler bırakacak Macar sineması üzerine bir araştırma derleme niteliğindeki Yönetmenlerin İzinde Macar Sineması: Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl, yazarının ilk kitabı olmasının yanı sıra Macar sineması üzerine yayınlanmış ilk Türkçe kitap. Yazar, sinemanın kamulaştırıldığı ilk örneğin gözlemlendiği 1919 devriminin ardından 1956 yılının da çağdaş Macar sinemasının ortaya çıktığı koşulları anlamak adına başlıca referans noktası olarak alınması gerektiğinin altını çizerken 90'lı yıllarda Demir Perde ülkelerindeki çözülmeyi öncülleyen unsurları da gözler önüne sermek gayesindedir. Sosyo-politik ve tarihsel konulara duyarlı bir sinema geleneğinin gelişimi her rejimde ve ideolojide olduğu gibi Macaristan'da da sancılı olmuştur kuşkusuz ancak Macar sineması muhalif duruşunu koruyarak siyasi gelişmelere, tarihe, topluma ve kenarda kalmış karakterlere bakmayı sürdürmüştür. Toplumsal ve siyasi olayları, insanı ve sorunları tarihten, yazından, belgeselcilikten ve biyografilerden beslenerek yeniden yorumlayan Macar sinemasıyla tanışmanın gecikmişte olsa gerçekleşmesi umut verici. |

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN